Günler Birbirini Kovalarken

Günler birbirini kovalarken, pek şeye başlayıp pek çok şey bitirirken zaman su gibi akıp geçiyor. Ömür ilerliyor. Soruyorum kendime zaman zaman “nereye gidiyorum” diye. Hiç bilemiyorum doğrusu.

Son zamanlarda pek çok şey yapıyorum. Mesela en son yaptığım şey sergi açmak oldu. Okulun sergi salonunda bir sergi açtım. Fena olmadı. Çok da ahım şahım olmasa da kötü bir sergi olmadı. Bu serginin diğerlerinden farkı ipad teknolojisi ile yaptığım resimleri sergilemek oldu. Hiç beklemediğim kadar iyi sonuç veren bu teknoloji hayatımda epey yer tutacak gibi görünüyor.

Continue reading →

Reklamlar

Gözüm Görmüyor

Bundan 2 yıl kadar önce gözlerimde sıkıntılar başlamıştı. Artık yazılar net görünmüyor ve flulaşıyordu. Yaşım 40 üstü olmuştu artık. Doktora gitmiştim. Doktor bana 1 numara okuma gözlüğü vermişti.

Bir süre kullanmıştım bu gözlüğü. Çok rahat etmiştim. Bir süre sonra da kullanmamaya başlamıştım, zira bir sıkıntı hissetmiyordum. Uzundur böyle gidiyordu. Akşamları Çınar’a kitap okurken bile sorun olmuyordu.

Bu günlerde gene başladı. Bütün yazılar flulaştı. Hatta şu an yazdığım bu yazıyı telefonda yazıyorum ve net görmeden yazıyorum. Nokta ile virgülü neredeyse ayırt edemiyorum.

Aslında gözlüğümü yanımda taşımam lazım ama böyle bir alışkanlığım yok.

28 Temmuz 2017, Ankara

Zor İşler Değil Bunlar

Arabanın muayenesi geldi. Onu yaptırmak gerek deyip işe koyuldum. Dün eksik gedik hallettim. Bu gün de muayeneye gideceğim. İş gözümde öyle büyüyor ki. Aslına bakacak olursak o kadar da büyük bir iş değil.

Muayeneden sonra:

Tabi canııım, hiç büyük bir iş değil. 35 derece sıcak altında, klimasız bir odada en az 50 kişi sıra alacağız diye bekle. Bilgisayar bozuk. Sırtımdan şapır şapır su aksın. Ordan çıkmayı başarıp normal işlem sırasına geçiş. Orada da  numaratör bozuk. İsim çığırıyorlar. Neden sonra numaratör çalışmaya başlıyor. Benim sıram geliyor. Aynı anda benim sıra numaramla birisi daha geliyor. Bilgisayar hata yapmış. Hadi onu da hallettik. Arabayı al sıraya gir. Sıcağın ortası. O da ne numaram geçti. Tam patlamaya hazırlanıyordum ki, ismimi çığırdılar. Geçtim sıraya. Üstün körü bir inceleme. Al sana belge. Hadi git.

Eskiden bu iş daha da beterdi. Sabah gider akşama çıkardık. Bu gene iyi ama hala rezillik. O halde neymiş. Büyütülecek bir şey varmış.

11 Temmuz 2017, Ankara

Yalnızlık ve Yaşlılık

Ne kadar zor hem yaşlı hem de yalnız olmak. Şu an oturduğumuz kafede arka masalardan bir tanesinde böyle birisi var.

Yaşlı bir kadın. Kambur duruyor. Parmakları incecik. Damarları sayılıyor. Saçlar beyaz ve en önemlisi yalnız. Nereden mi biliyorum?

Bu kadıncağızı biliyorum. Her akşam bu caddedeki bir kafede geç saatlare kadar oturuyor. Belli ki evde kimse yok. Evde de durmak istemiyor herhalde. İnsanların yanında olmak istiyor. O yüzden çok geç saatlere kadar bir yerlerde oturuyor.  İnsanların yanında olmayı istemek…

Ne zor yalnızlık. İçimden bazen gidip konuşmak geliyor ama….

10 Temmuz 2017, Ankara

Boş Aklın Boş Kalfası

Bu günlerde tam bir boşluk yaşıyorum. Aklımda hiç bir şey yok. Yapmak istediğim hiçbir şey yok. Tuhaftır canım da sıkılmıyor. Aslında normal şartlarda Çan’ımın sıkılması ve hiç birşey yapmama isteğim olması lazım ama öyle değil. Sanıyorum,dersleri falan bitirdikten sonra, sınavları da halletmiş olduğum için aklım tatile çıktı. Rahatlama sürecinde ve bu sayede biraz boşluk hissi gibi bir his yaşıyorum. Geçici.

9 Temmuz 2017, Ankara

Sakalım Bıyığım Meselesi

Sakal ve bıyık meselesi. Severim ama bu sıcaklarda çok dayanılmaz oluyor.

Havalar çok sıcak bu günlerde. Mevsim normallerinin üzerinde. Mesela bu gün 38 derece. Yarın 40 olacakmış. Hissedilenden hiç bahsetmiyorum bile. İşte bu sıcaklarda sakal o kadar rahatsız edici bir şey ki.

Bu amaçla sabah geçtim aynanın karşısına. Keseyim dedim. Oğlum dahil herkes kesme diyor. Bu düşüncelerle aynaya bakarken, en sonunda kıyamadım ve bıraktım.

1 temmuz 2017

Halen Ankara